Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
ilk sevdaya tutulduğum her gün evlerinin önünden geçip göremezsem karnıma ağrılar saplanan esmer güzeli ilk sevda acısını tanıdığım günler daha dün gibi yüreğimde ağıt ağıt duruyor
daha dün gibi kimsesiz kalışım yeryüzü cehenneminde soğan ekmeği suya katık edişim ayaz gecelerde kapısız penceresiz odalarda yatışım yıldızları gözlerime saklayıp karanlığa gülüşüm umutsuzluğu yaşayıp umudu buluşum daha dün gibi
daha dün gibi sigaramdan ilk nefesim sessiz gecelerde yalnız kalışım kalleş bir yumruk gibi betona düşüşüm bir gece vakti kör ışıkların sessizliğinde yediveren güllere sarılışım
kokunu özleyişim daha dün gibi ağıt ağıt yüreğimde
ilk ağladığım gün daha dün gibi sırılsıklam sokak ortasında yağmur altında yağmur bana ağlamıştı ben yağmura karışmıştım ve ben daha sıkı sarılmıştım yalnızlığıma sımsıkı sonra bedenimin ürpertisi sarmıştı korkularımı daha dün gibiydi senin yokluğunun acısı
Uzaklara dalıyor gözlerim. Bulutlar gri.. Bir rüzgar esiyor ve üşümeye başlıyorum. Saçlarım yüzümü kapatıyor, elimle açmaya çalışıyorum.. Ama duruyorum sonra.. Belki de rüzgarın elleriyle dokunuyorsun saçlarıma... Kapatıp aslımı tüm gerçeklere, suretime açıyorum ruhumu.. Sessizliği dinliyorum, içinden sesini duyacakmışım gibi. Sanki birşeyler fısıldayacaksın bana, daha önce hiç duymadığım, hiç bilmediğim bir şey..
Ellerimle toprağı avuçluyorum, onunla karışıyorum hayata, sen oluyorum, sendeki ben oluyorum biraz da..
Tüm dünyayı susturup, konuşmak istiyorum seninle, fikrimde bile olsa yeter bana.. Artık seninle ilgili en küçük bir düş, en küçük bir anı, en küçük bir ses, ufacık bir düşünce bile avutabiliyor beni.
Tanımlayamadım.. Varlığında içimdeki heyecan, yokluğunda yüreğimdeki korku muydu aşk? Yarım kalmışları tamamlayamamanın verdiği
huzursuzluk muydu yoksa?
Belki de sendin aşk bende, ben bunu hiç farketmedim.
Öğrendim.. Yokluğuna alışmayı, sensizlikte bir başıma savaşmayı.. Bunları hiç bilemem, bilsem de öğrenemem, öğrensem de yaşayamam diyordum oysa.. Neleri öğretiyormuş bu hayat insana..
yere sığdıramadım seni. Ne aklıma ne de yüreğime.. Unutmadım.. Seni unutmak aklımdan bile geçmedi, düşünmedim bunu hiç. Öyle çoktun ki, hiç bir Sözler bitti..
Böyle bitmemeliydi oysa, çok cümlesi vardı kurulacak bu hikayenin, senli, benli "biz" li öznelerle.. Daha o kadar söylenmemiş, ertelenmiş, yaşanmamış varken, yazmamalıydı hayat sonunu böyle..
Sustum.. Ağlamıyorum artık.. Saymadığım kaç zamandır gözlerimden bir damla bile gözyaşı akmıyor. Ne sana dair ne de hayata, içimde bir yerlerde gizliyorum onları da, seni gizlediğim gibi.
Sızlıyorum.. Zaman sarıyor elbet kanayan yaraları, gittikçe acısı azalıyor, ama geçmiyor bir türlü. İnce ince sızlıyor saklı bir yerlerde, dokunulduğunda tekrar başlıyor acımaya.